Yazı Detayı
10 Temmuz 2020 - Cuma 12:38
 
'' HER HALİMİZ AYRI GÜZEL - II ''
Enes DOĞANER
 
 

'Bismillahirrahmanirrahim'... 

 

"Önce selam, sonra kelam"!.. 
Neden besmeleyle başlamamız ve neden önce selam verip sonrasında kelam etmemiz gerektiğini ilk yazımızda ifade etmiş, sevgililer sevgilisinden gelen bir emir olduğunu söylemiştik. Bu yazımız, 3 aşamalı olacağını belirttiğimiz "Her Halimiz Ayrı Güzel" yazımızın 2. bölümüdür. Bu bölümde müminin her halinin güzel olduğu, içinde hayırlar olan bir başka evresinden, gençlik evresinden bahsedeceğiz.

 

İste yaşım 19 ve ben;
Büyüyordum... Büyüdükçe arkamda dağ gibi duran babam sanki küçülüyordu.
Ben büyüyor, büyüdükçe sorumluluklarım artıyordu. Her halimi aileme bildiremiyor, hatta hissettiremiyordum; oysa küçükken öyle miydi? Her halimi babama ya da anneme söylerdim ve hemen halledilirdi yahut bir şekilde bana neden o konuda isteğimin olmaması gerektiğini anlatırlardı.

 

  Bu yaşıma kadar ailemin destekleriyle gelmiştim.. Çalışmak, para kazanmak gibi en ufak bir sorumluluğum yoktu.. Ama şimdi öyle değildi, yavaş yavaş dünyayı, kimin hangi yaşta neyi yapması gerektiğini keşfediyordum.

 

  Tam keşfetme zamanımda askerlik çağım geldi.. Hüzünlüydüm fakat hüznüm, gurur kaynağı bir asker üniforması giyeceğimden dolayı değil, ailemden ilk defa ayrı kalacağım içindi.. Ayrılık vakti yaklaştıkça yaklaşıyordu ve birinin benim yüreğime su serpmesi lazımdı. Çünkü gözlerim fena halde dolmaya başlamıştı.

 

  Ve işte babam sımsıkı sarıldı, yüreğime su serpecek olan peygamberimizin o hadisini söyledi ki bu beni çok heyecanlandırmıştı, çünkü sözde "Allah yolunda bir gün hudut nöbeti tutmak, dünyadan ve dünya üzerindeki şeylerden daha hayırlıdır" diyordu. Düşünsenize; Ben dünyadaki en hayırlı işi yapmış olacaktım! ... 

 

  "Oğlum" diyerek ekledi babam: Unutma! Rabbin sana sabrı ve yalnızca Allahtan korkmanı emrediyor. (Ali İmran, 200) 
Devam etti: "Ey inananlar! Sabredin, direnip düşmanınıza üstün gelin. Cihada hazırlıklı, uyanık bulunun ve Allah'tan korkun ki, başarıya eresiniz." dedi ve "İşte başarının sırrını öğrenmiş oldun. Unutma; her nerede olursan ol Rabbin seninle beraber..." cümlelerini söyleyerek vedalaştık. Yola çıkışımdan askerliğimin dönüşüne kadar hiç bir zaman babamın bahsettikleri kulağımdan çıkmamış, huzurla güvenle askerlik vazifemi yapmış, çok güzel arkadaşlar edinmiştim.

 

  Askerlik biter bitmez ailelerimizin de rızasıyla birini sevmiştim ve artık ben de bir aile reisi, bir baba olacaktım. Babam gibi evlatlarıma nasihatler verecek, evladımı Rabbine kul olacak en güzel şekilde yetiştirecektim. Bu hayallerle ve düşüncelerle girmiştim bu yola... Fakat hepsinden ziyade, beni evliliğe ısındıran en büyük sebep, hayatımın her noktasında sözünü dinlediğim, en güzel şekilde dediklerini yerine getirmeye çalıştığım rabbimin ve peygamberimin bana öğütüydü: “Onlar sizin için, siz de onlar için birer elbisesiniz.” (Bakara, 187) Peygamberimiz ise
“Bekarlarınızı evlendirin, zira bu işle Allah onların ahlakını güzelleştirir, rızıklarını artırır ve mürüvvetlerini çoğaltır.” buyurmuştu. 

 

  Bu işin nihayetinde rızkımızın çoğalacağını, Allah’ın dostu olacağımızı müjdeleyen daha onlarca ayet ve hadisten, hayatında hiç yalan söylememiş peygamberimiz ve içinde hiçbir şüphe bulunmayan Kur'an-ı Kerim’den öğrendiğimiz sözler neticesinde heyecanlanmıştım. 

 

  Önceleri bir aileye bakabilir miyim, o sorumluluğu alabilir miyim, geçim sıkıntısı çeker miyiz diye içimde endişe olsa da hamd olsun ki evlilik hakkında duyduğum, yukarıda da bahsettiğim ayet ve hadisler sayesinde Allah’ın bizlere yardım edeceğine inanmıştım, şayet öyle oldu. Hayatımda hiçbir şey eskisi gibi değildi. Mutluyum diyemiyordum artık; çünkü 'eşim ve ben' vardık, bir aile olmuştuk. Lügatımızdan tekilli cümleler kalkmış, artık çoğullu cümleler devam edecektik. O yüzden 'mutluyum' değil 'mutluyuz' diyorduk. O mutluysa ben mutluydum, ben mutluysam o mutluydu.. En önemlisi de umutluyduk; Evladımız olacaktı... 

 

  Masraflarımız artıyor, 
anlamlandıramadığımız bir şekilde rızkımız genişliyordu.. Aynı annemle babam gibi eşimle evde oturmuş, akşam ile yatsı namazı arası ayet ve hadis okuduğumuz bir vakitte tam da yaşadığımız olayla alakalı karşıma çıkan, peygamberimizin yürekleri ferahlatan sözüyle karşılaştım: “Evlenin, zira evlenmek rızkınızı artırır.” Öyle de olmuştu.. Hamd olsun alemlerin rabbine... Hamd olsun bizleri yoktan var ederek kendinden haberdar eden Allah’a...

 

Hayatım, hayatıyla birleşti..
Eşim, biricik sevdiğim... Nasıl da şefkatli, merhametli, birbirimizle kavga etmememizi istiyor... Sebebi ise 'Kocası kendisinden razı olarak vefat eden kadın cennete girer' hadisiymiş. Aynı zamanda benim de hiç üzülmemi istemezmiş. Hele ki kendi yüzünden...

 

  O gün anladım, nasıl doğru karar vermişim.. Hani peygamberimiz diyor ya, "Kadınla şu 4 şey için evlenilir: Malı için, asaleti-soyu için, güzelliği için ve dini için. Sen dindar olanı tercih et, daha mutlu mesut olursun." ve o gün tekrar şükrettim onu bana dindarlığıyla  nasip eden Allah’a.

 

   O gün şükrettim... 
   Elhamdülillah evladımız olacaktı. 
Peygamberimiz (sav), çocukları 'cennet kokusu', 'gözümün nuru' diye tarif eder, "Her öpücük için cennette beş yüz yıllık mesafesi olan bir derece verilir" diyerek çocukların sevgiyle yetiştirilmesini tavsiye edermiş. 

 

  Allahım!.. Evladımızı hayırlı eyle, cennette peygamberin alnından öptüğü bir ümmet, seni gören bir kul olmasını nasip eyle, bizleri ceddimize neslimizi ise bizlere benzet...  Amin.

 
Etiketler: '', HER, HALİMİZ, AYRI, GÜZEL, -, II, '',
Yorumlar
Haber Yazılımı